JEAN-BAPTİSTE JOSEPH FOURİER kimdir?

Bu yazıda “Jean Baptiste Joseph Fourier ‘in hayatı, bilime katkısı, eserleri, icatları ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgilendirme yapılacaktır.

Jean Baptiste Joseph Fourier zamanının çok ötesinde bir matematikçi ve fizikçidir. Hayatımızı kolaylaştıran birçok gelişmenin öncüsüdür. Zamanında değeri pek anlaşılmamış, daha sonra anlaşılmaya başlanmıştır. Bilimle uğraştığı gibi siyasete de atılmıştır. Hayatının sonlarında yaptıklarıyla övündüğü için çevresindekiler tarafından yadırganmaya başlanmıştır.

“Matematiksel keşiflerin en verimli kaynağı, doğanın derinlemesine incelemesidir.” – JEAN-BAPTİSTE JOSEPH FOURİER

Jean Baptiste Joseph Fourier, (d. 21 Mart 1768, Auxerre-Fransa – ö. 16 Mayıs 1830, Paris). Fransız matematikçi ve fizikçi bilim insanıdır.
Bir terzinin oğlu olarak oniki kardeşten dokuzuncu olarak dünyaya gelen Jean Baptiste Joseph Fourier, henüz dokuz yaşındayken annesini ve babasını yitirince Auxerre’deki askeri okula gönderildi. Fourier kendisini bu okulda çok iyi bir şekilde yetiştirdi. On iki yaşındayken yazdığı dini yazıları, Paris kiliselerinde okunuyor ve benimseniyordu. Güç beğenen, titiz, inatçı, hırçın, sert bir karakteri vardı. Fourier, Saint-Benoit manastırına gitti. Subay olmayı istemesine karşın terzi oğluna subaylık diploması verilmediğinden, askeri papaz olmayı seçmişti. Eski arkadaşları Fourier’yi Auxerre’e çağırdılar ve onu matematik öğretmeni olması yönünde ikna ettiler. 1789’da ihtilal patlak verdiğinde yirmi bir yaşında idi ve denklemlerin sayısal çözümüne ait bir çalışmayı Akademiye sunuyordu. Fourier, Ecole Normale’in matematik  kürsüsüne öğretmen olarak atandı. Fourier, 1787 ile 1794 yıllarını orta dereceli okullarda öğretmenlik yaparak geçirdi. Fransız devrimi sırasında önemli görevler aldı. 1794’de bir ara hapse girdi. Hapisten çıktıktan sonra, Ecele Normal’de ve Ecole Polytechnique’te matematik öğretmenliği yaptı. Denklemler kuramı ve uygulamalı matematikte bazı araştırmalarda bulundu. Fourier serilerini ve Fourier analizini oluşturdu.

Fourier Serisi

1798 yılında Napolyon Mısır’a giderken, Fourier’yi de yanına aldı ve onu bilim heyetinin başına atadı. Yukarı Mısır’da araştırma yapma, kayıtları, yazıları inceleme ve tapınaklarda araştırma yapmalarını istedi. 1801 yılında Mısır’dan Fransa’ya dönen Fourier’ye Napolyon tarafından yöneticilik görevleri verildi. 1803 yılında Baron unvanını aldı. Isı taşınımının matematiksel esasları üzerine araştırmalar yaptı. En önemli çalışması “Isının Analitik Kuramı” adlı yapıtıdır. Bu yapıtı 1807 yılında Akademiye sundu. Eser çok tartışıldı ve beğenilmedi. 1812 yılındaki ödül için başka bir çalışma sunması istendi. Fourier bu ödülü aldı. Fakat daha önce sunduğu çalışmasının dönmesine çok kırıldı. Onun tartışmasız olan eseri, halen yaşayan Fourier analizidir. 1807 yılında kaleme aldığı eseri nihayet 1822 yılında yayımlandı. Fourier’nin ısı iletimi konusundaki araştırmalarının, fizik ve matematiğin gelişimine büyük katkıları olmuştur.
İktidarların sürekli el değiştirmesi ve karşılıklı ihtilallar Fourier’yi güç durumlara soktu. Bu çalkantılı dönemlerden sonra eşyalarını rehine verecek kadar kötü durumlara düştü. İstatistik Bürosuna müdür olarak atandı. 1816 yılında Akademiye üye seçilmesine hükümet karşı koydu. Ancak ertesi yıl üye seçilebildi.

Bilime Katkısı

Ağır ve yoğun yönetici görevler karşın, Fourier yine araştırmalar için kendine zaman buldu. Bu ara yine ısının matematik kuramı üzerine araştırmalarını yaptı. En önemli çalışması “Isının Analitik Kuramı”  adlı yapıtıdır. Bu eser, 1822 yılında yayımlandı. Fourier, ısınının iletkenliği kuramı hakkında olan araştırmasıyla, fizik matematiğin bugünkü gelişmesi çağını açmıştır. Bu nedenle, bugünkü medeniyetimizin gelişmesinin büyük bir kısmını Monge ve Fourier’e borçluyuz. Fourier’n yaptıkları pratik sahalarda oldukça çok kullanılır. El kitaplarında verilen birçok kural onundur. Elektrik, ses ve radyo teknikleri bugün herkesçe bilinir.

Ölümü

Fourier’in son yılları gürültü ve patırtı içinde sönüp gitti. Akademinin sürekli kâtibi olduktan sonra kendine dinleyici bulmakta güçlük çekiyordu. Napolyon devrinde yaptıklarıyla övünmesi boşa giden çırpınışlardı. Artık o, dayanılmaz bir gevezeden başka birisi değildi. İlmi çalışmalara devam edeceğine, dinleyicilerine yapacağı büyük işlerden söz ediyordu. Aslında kendine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmişti. Son yıllarda kendi kendine övünüyordu. Onun buna hiç gereksinimi de yoktu. Mısırda kaldığı süre içinde garip bazı alışkanlıkları da edinmişti. Çölün sıcağının sağlık için en iyi ortam olduğuna inanmıştı. Bu nedenle mumya gibi örtünüyor çöl sıcağı kadar sıcak odalarda oturuyordu 16 Mayıs 1830 yılında 62 yaşında bir kalp hastalığından veya bazılarına göre de damar çatlamasından öldü.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun ?
  • Müthiş 
  • Gereksiz 
  • Faydalı 
  • Normal