ÜLKEMİZDE REZERVİ BULUNAN FOSİL YAKITLARDAN KÖMÜRÜN MEVCUT DURUMU VE ENERJİ ÜRETİMİNDE ETKİN KULLANIMI

    Dünya kömür rezervinin %45’i yüksek nem ve kül ihtiva etmektedir. Bu yönde ülkemiz kömürlerinin de kalitesi genel olarak düşük olup aynı şekilde yüksek oranda kül, kükürt, nem ve alkali bileşiklerden oluşmaktadır. Ülkemiz bilinen kömür rezervi 14,1 milyar ton olup bu rezervin 12,8 milyar tonunu linyit rezervi (Büyük çoğunluğu yüksek nem ve kül içeren, oluşumunu tamamlamamış kömür) oluşturmakta ve bu miktar dünya linyit rezervlerinin %1,6’sına karşılık gelmektedir. Rakamlar baz alınarak linyit kalitesinde yapılan araştırmalar sonucu linyit rezervlerimizin sadece %0,84’ünün 4000 kcal/kg üzerinde ısıl değere sahip olduğu görülmüştür.

 

kömür
Resim 1: Linyit Kömürler

 

     Ülkemizde çevre ve canlı sağlığını koruyabilmek adına yasal bir zorunluluk olarak konut, işletmeler vb. alanlarda enerji (ısı, buhar vb.) elde etmek için kullanılacak kömürün kalori değerinin 3500-4600 kcal arasında seyir etmesi gerekmektedir. Mevcut durumun bu yönde olması ülkemiz linyit rezervlerinin çok büyük bir miktarının bahsi geçen alanlarda kullanılamamasına sebebiyet vermekle beraber, bu alanlardaki yakıt ihtiyacını karşılamak üzere ülkemizde yaklaşık olarak %70 oranında kömür ithalatı gerçekleşmektedir.

 

    Bahsi geçen alanlarda değerlendirilemeyen ülkemiz linyit kömürlerinin büyük bir kısmı termik santrallerde kullanılmaktadır. Termik santrallerde ise kullanılan bu kömürlerin yanması sonucu açığa çıkan yüksek emisyon değerlerini engellemek üzere filtre sistemlerine sürekli olarak afaki harcamalar yapılmakta (ki filtre sistemlerinin %90’ı ithal edilmekte) ve yine yanma sonucu açığa çıkan kül, cüruf gibi atıkların santrallerden uzaklaştırılması, çevre ve canlı sağlığına olumsuz etkileri gibi engellerin önüne geçebilmek adına büyük çabalar sarf edilmektedir. Kömürün yanması sonucu açığa çıkan kül, cüruf ve NH3 gibi etkenler sonucu santral mekanik aksamında oluşan korozyon, deforme ve tıkanıklıktan dolayı tesis bakım sıklıklarında artış ve elektrik üretiminde aksaklıklar yaşanmaktadır. Tüm bunların yanı sıra kömürün yanma verimi oldukça düşük olup dolayısıyla atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmemektedir.

 

Resim 2: Afşin Elbistan Termik Santrali
Resim 2: Afşin Elbistan Termik Santrali

 

    Ülkemizin 2013 sonu itibariyle kömüre dayalı termik santral kurulu gücü 12.563 MW olup bu oran toplam kurulu gücün %20’sine karşılık gelmektedir. Yerli kömüre dayalı kurulu güç 8.515 MW (%13,3) ve ithal kömüre dayalı kurulu güç ise 4.048 MW (%6,3) şeklindedir. 2005 yılından itibaren enerji üretiminde yerli kaynaklara önem verilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleri çerçevesinde sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak artan enerji talebinin karşılanması amacıyla bilinen kömür sahalarını geliştirme çalışmalarına hız verilmiştir.

 

    Ülkemizde kirliliği önlemek adına kömür kullanımı üzerine getirilen yasal zorunluluklar yalnızca kömürün kalori değeri ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda kömürün yapısı ile alakalı zorunluluklar da mevcuttur. Bu bağlamda;

  • Evsel ısıtmada kullanılacak kömürün nemi % 25’in altında olmalıdır.
  • Sanayide kullanılan toz kömürün nemi %30’un altında olmalıdır.
  • Kömürün kükürt miktarı maksimum %2 olmalıdır.
  • Kömürün kül miktarı %25 olmalıdır.

    Yukarıda bahsi geçen limit değerlerde yeterli rezervimiz bulunmadığından kaliteli kömür ihtiyacı ülkemizde, ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Bu ithalat hem enerji gibi hayati bir konuda dışa bağımlılığımızı arttırmakta hem de nakliye maliyetinin eklenmesiyle kalori başına düşen birim fiyat artmaktadır.

 

    Örnek vermek gerekirse Sibirya’dan gelen kaliteli kömürler karayoluyla demiryoluna, demiryolundan limana, deniz yoluyla ise ülkemiz limanlarına ulaşmaktadır. Limanlarımızdan ise en yakın kömür eleme tesislerine oradan da bütün Türkiye’ye yayılmaktadır. Ayrıca bilinmelidir ki Zonguldak, Soma ve Tunçbilek havzalarında bulunan, yerli kaliteli kömürlerimiz toplam kömür rezervinin %5’ ini teşkil etmekte olup bu kömürlerin diğer bölgelere ulaştırılması için yaklaşık 600 km öteye taşınması gerekmektedir.

 

Resim 3: Vagonlarla taşınan kömürler
Resim 3: Vagonlarla Taşınan Kömürler

 

         Tüm bunların yanı sıra ülkemiz dâhilinde bulunan Endüstriyel İşletmeler, üretimleri için gerekli enerji (ısı, buhar vb.) ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzere bünyelerinde bulunan Buhar ve/veya Kızgın Yağ kazanlarını kullanmaktadırlar. Bu kazanlar ayrı ayrı katı, sıvı ve gaz yakıtlı olarak kullanılabilmektedir. Doğalgaz ve Fuel Oil’ in birim fiyatlarının yüksek olması nedeniyle işletmelerin %90’ı bu kazanlarda yakıt olarak ülkemiz kömür rezervlerinden faydalanmaktadır.

 

     İşletmeler kazan seçimini gerçekleştirirken piyasada ısı teknolojileri üzerine faaliyet gösteren çeşitli üretici firmaların yüksek nem ve kül ihtiva eden linyit kömürlerin (birim maliyeti düşük) minimum emisyon değeriyle, etkin ve verimli bir şekilde yakılmasını öngören kazan teknolojilerini tercih etmektedir.  Bu kazan teknolojilerinin yeterli Ar-Ge çalışmaları üzerine kurulu olmaması nedeniyle mevcut sistemlerden beklenen verim alınamamakta, artan emisyon değerleri nedeniyle işletmeler Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” nin “Katı Yakıt Yakan Sanayi Tesislerinde Baca Gazı Emisyon Sınır Değerleri” maddesine aykırı davranmaktan ötürü afaki değerde ( ̴  min 40.000 TL, max 150.000 TL) cezalar ödemektedirler. Aynı zamanda da ihtiyaçları olan enerjinin yeterliliğini ve sürekliliğini sağlayamadıklarından üretimlerinde aksaklık, ürün kalitelerinde ise bozukluk yaşamaktadırlar. Yine kömürün verimsiz yakılmasından ötürü açığa çıkan yüksek miktardaki emisyon, kül ve cüruf nedeniyle çevre ve canlı sağlığına olumsuz yönde etki edilmektedir.

 

Resim 3: Pulverize Yakma Sistemine Sahip Kömürlü Buhar Kazanı
Resim 4: Pulverize Yakma Sistemine Sahip Kömürlü Buhar Kazanı

 

    Ülkemizde yer alan linyit rezervlerinin miktarındaki büyüklük göz önünde bulundurulduğunda bu kömürlerin etkin bir şekilde kullanımı sonucunda enerjide dışa olan bağımlılığımızın büyük ölçüde azalacağı aşikardır. Kömürü etkin bir şekilde kullanabilmek adına;

 

  • Kırma/Öğütme
  • Eleme/Boyutlandırma
  • Yıkama
  • Susuzlandırma

 

gibi teknolojiler kömür iyileştirme çalışmaları adı altında ülkemizde kullanılmakta olup kömür oluşum sürecinde ve üretim sırasında kömüre karışan inorganik maddelerin (kül yapıcı mineraller ve piritik kükürt) bir kısmını kömürden ayırarak azaltmak ve/veya nem oranını düşürerek kalori değerini yükseltmek üzere çalışmalar yapılmaktadır. Lakin yapılan çalışmaların olumlu etkileri uygulama maliyetlerindeki yükseklik, uygulama sonucu açığa çıkan kömürün kullanıldığı yakma sistemlerindeki (Pulverize Yakma Sistemi) ve kazan teknolojilerindeki (Akışkan Yataklı Kazan, Stokerli Kazan vb.) verimsizlik nedeniyle ön plana çıkamamaktadır.

 

    Kömür iyileştirme üzerine yapılan Ar-Ge çalışmaları, bu kömürleri yakabilecek teknolojiler de göz önünde bulundurularak gerçekleştirildiği takdirde daha da olumlu sonuçlar alınabilecektir.

 

KAYNAKÇA

 

  1. tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/1003-EN01/EN0101.pdf
  2. emo.org.tr/ekler/c1690de2b615cc3_ek.pdf
  3. csb.gov.tr/db/ippc/icerikbelge/icerikbelge881.docx
  4. aralsan.com/sites/default/files/ARALSAN_BILGI_GAZ_YAKIT_EMISYONU.pdf
  5. aralsan.com/sites/default/files/ARALSAN_BILGI_KATI_YAKIT_BIYOKUTLE_EMISYONU.pdf
  6. ttmd.org.tr/userfiles/dergi/ek36.pdf
  7. maden.org.tr/resimler/ekler/299ad862b6f12cb_ek.pdf

 

 

Tolga Danışman

Elektrik Elektronik Müh.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun ?
  • Müthiş 
  • Gereksiz 
  • Faydalı 
  • Normal